Normalde her gencin iyi bir mesleğe sahip olma isteği vardır. Başarılı bir hayatın tam karşılığı iyi bir meslek gibi algılanır. Avukat, doktor, mühendis, öğretmen olmak ya da bir şekilde kamuya atanmak gibi. Bunlar genelde güvenli bir gelecek inşa etmenin olmazsa olmazı olarak görülür. Yaşadığımız dönemde işler artık yavaş yavaş değişiyor. Artık sadece bir meslek sahibi olup o alanda para kazanmanın çok da anlamlı olmadığı bir döneme girdik. Gelişen müşteri yaklaşımları meslek alanlarındaki tutkuyu, ilgi alakayı ve iletişimi de gözlemliyor.
Aynı işi yapanların arasında işini aşk ve tutku ile yapanlar hızlıca ön plana çıkıyor. Sadece maaş beklentisi ile o işi yapanlar ise toplumsal bir karşı duruşa maruz kalıyor. Bu durum küçük yaşlardan itibaren sevdiği, ilgi duyduğu ve yeteneklerine uygun olan alanlarda kendini geliştiren insanları hızlıca çok ilerilere taşıyor. Mesleki alandaki duygusal ve mantıksal gözlem süreci yavaş yavaş toplumun her kesiminin kuşandığı bir kılıca dönüşmüş durumda.
Ayrıca gelişen teknolojiler vasıtasıyla sıradan meslek sahiplerini çok daha zor günler bekliyor. Mesela öğretmenleri ele alalım. Artık geleneksel dönemin sadece bilgi aktaran, kendini mutlak otorite olarak gören anlayışı okullarda ciddi sorunlarla karşılaşıyor. Bilgiye ulaşma konusunda hiçbir problem yaşamayan yeni nesil öğretmenlerden kendi özgün yorumlarını duymak istiyor. Onların ders anlatma tekniklerini değerlendiriyor. Öğretmenlerin iletişim becerilerini önemsiyor. Kendini geliştirmeyen öğretmenler doğal olarak kısa sürede öğrenciler arasında mimleniyor.
Artık öğretmenler zamanın ruhunun farkında olanlar ve hala geleneksel metotlarla yol almaya çalışanlar olarak ikiye ayrılıyor.
Peki, iyi bir öğretmen öğrencileri karşısında nasıl otorite kurabilir?
Tabi ki, kendini geliştirerek.
Kendini geliştirmeyen öğretmenlere maalesef geleceğin eğitim öğretim dünyasında yer yok.
Günlük okumalar yapmayan, yeni nesil eğitim öğretim yöntem ve tekniklerine hakim olmayan, kendi özgün tarzını geliştiremeyen öğretmenlere şimdiden geçmiş olsun.
Artık kitap okumayan öğretmenin işi zor. Makaleleri karıştırmayan, iletişim becerilerini geliştirmeyen öğretmenin işi zor.
Öğrencilerle yatay ilişki kuramayan, onları dinleyemeyen, onlara doğru soruları soramayan öğretmenin işi çok zor.
Her zaman ifade ettiğim gibi, geleceğin dünyasında yerinde sayanlara yer yok. Sürekli gözlem yapamayan, problem çözme becerisini geliştiremeyenlere yer yok. Geleceğin dünyası geçmişin dünyasına göre çok daha sert ve acımasız.
Fatih Yılmaz – Şehir Kültür















İlk yorum yapan siz olun