Gözde Ademoğlu’nun alameti farikası benim için bu iki şeydir: Sütlü Nuriye ve Su Böreği. Ankara’ya dair belleğimin en güzel iki unsuru, belki de bütün hatıralarım…
Yazıların kategorisi: “Mehmet Biten”
Her şehrin kendine has bir ruhu vardır. Bu ruh, yalnızca taşların, sokakların ya da parkların düzenlenmesiyle değil; en çok da içinde yaşayan, düşünen ve üreten…
Şehrin asfalt yolları, sabırsız kornaları ve ağırlaşan nemi insanın üzerine çökerken, güneş dışarı çıkmanın bedelini ödetecek kadar sanki yakınlaşmışken, klimaların sahte vahasından kaçmak için bir…
Geçmiş, insan ruhunun derinliklerinde yankı bulan sessiz bir çağrıdır; ne zaman dönüp baksak, yalnızca yaşanmış olayları değil, yitirilmiş bir anlamı da ararız. Zihnimizde canlanan eski…
İstanbul’un baharı erguvanla başlar, Japonya’nınki sakurayla. İki coğrafya, iki ağaç, iki çiçek… Ama aslında, iki farklı medeniyetin zamana, hayata ve güzelliğe dair söyledikleri aynı cümlede…
Uzun zamandır yolum Kızılay’a düşmemişti. Otobüsten iner inmez, hiçbir plan yapmadan, ayaklarım beni doğrudan Dost Kitabevi’ne götürdü. Sanki bilinçaltı bir sadakatin uzantısıydı bu yürüyüş; şehirle…
“Televizyondan nefret ediyorum, fıstıktan nefret ettiğim kadar, ama fıstık yemekten kendimi alıkoyamıyorum.” Orson Welles Orson Welles’in bu cümlesi, çağdaş insanın çelişkili arzularına ayna tutan bir…
Bir süredir Maya’nın önünden geçerken içimde bir şeylerin değiştiğine dair belirsiz bir his vardı. Tadilat hali, değişen vitrin… Belki bir yenilemedir deyip geçtim, fazla da…
“Bir yumurtayı sertleştiren kaynar su, patatesi yumuşatır. Bu yüzden çevrenizi kontrol edin ve çevrenin sizi kontrol etmesine izin vermeyin.” Bu sözü defterimin bir kösesine alıntı…
Bazı şehirlerin adı, bir duyguya dönüşür zamanla. Haritadaki bir nokta olmanın ötesine geçer; insana ruh hali giydirir. Ankara, işte tam da böyle bir şehir. İsmi…









