Şehir size herkes ayakta iken başka, uyurken başka seslenir. Sadece gerçekten görmek ve duymak isteyenler için yazıyorum. İnsan kendi benliğinden çıkıp bir şeyleri fark etmek istediğinde şehre çok daha başka bakar. Ne kadar görebiliriz ne kadarını duyabiliriz bilmiyorum. İki şey beni eskiden beri çok etkiler. İlki, arkasında en acı hikayelerin sessizce yaşandığı kapılar, ikincisi de sessizlerin öylece bekleştiği mezarlıklar.
Küçük oğlum Yusuf bir gün okul dönüşü ağlıyordu. Yanına sokulup sarıldım ve neden ağladığını sordum. Bundan tam üç sene önceydi.
Sınıf arkadaşları ve öğretmenleri ile ihtiyaç sahibi kimseleri ziyarete gitmişler. İki yaşlı nineden çok etkilenmiş.
Çok eski evlerde kalan bu ninelerin kimsesi olmadığı gibi hiçbir şeyleri de yokmuş. Yusuf’un daha önce hiç görmediği bir fakirlikti bu.
Kendi huzurlu dünyasının dışında yaşanan ve yürek burkan hayatlarla belki de ilk karşılaşmasıydı. Yusuf bir taraftan ağlarken diğer taraftan da ninelerin halini anlatıyor, onların nasıl yaşadıklarından ve ne yiyip ne içeceklerini düşündüğünden bahsediyordu.
Ben daha bir şey demeden “baba onlara yardımcı olabilir miyiz?” diye sordu. “Elbette yardımcı oluruz oğlum” diyerek kendisini teselli ettim.
Üç yıldır her ay bu iki ninemize yardım ulaştırmaya çalışıyoruz. Bazı zamanlarda Yusuf ve küçük kızımla birlikte gidiyoruz.
Çocuklarla gittiğimizde nineler çok daha fazla seviniyor. Sanki torunları onları ziyarete gelmiş gibi yüzleri gülüyor ve bizi dualarla uğurluyorlar.
Ninelerin hayatını, yaşadıkları evleri, sağlık durumlarını, kimsesizliklerini ve çaresizliklerini biraz anlatsam oturur saatlerce ağlarsınız.
Aynı şehirde yaşadığımız sadece iki hayat hikayesi. Bilmem daha kaç tane var. Kapılarını çalan, arada hallerini hatırlarını soran olmasa o evlerin mezarlıklardan çok farkı yok. Kapının arkasından geçtikten sonra birileri toprağın altında birileri de toprağın üstünde yaşıyor sadece. Şu anlattığımın fazlası var eksiği yok. Bir derdin mi var? Nerede, hangi şartlarda, hangi imkanlar içerisinde, hangi durumda, hepsini iyice gözden geçir de öyle düşün.
Mezarlıklar, dini bayramlar olmasa aklımızın ucundan geçmeyen yerler. Halbuki hepimizin nihai mekânı. Üzerine ev bahçe yapacağımız bir arsa alsak çok daha fazla gideriz ama sonsuzluğa açılan mekânımız hiç aklımıza gelmez. Halbuki dert ve tasadan arındıran yerlerdir mezarlıklar. Hala hayatta olmanın ve hala nefes alıp vermenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlatan en nadide alanlardır. Huzur arayan ve şükrü idrak edebilmek isteyenlere selam ederim.
Fatih Yılmaz – Şehir Kültür









İlk yorum yapan siz olun