MUHTEŞEM SÜLEYMAN

MUHTEŞEM SÜLEYMAN ( 6 KASIM 1494 – ∞ )
Osmanlı Devleti’nin 10. Padişahı, 2. Halifesi aynı zamanda İslam dünyasının 89. Halifesi olan I. Süleyman Doğuda adaleti ile Kanuni Sultan Süleyman, Batıda ise Muhteşem Süleyman olarak tanınmış, aynı zamanda Muhibbi mahlası ile bir de edebi kimliği olan büyük bir devlet adamıdır. 1520 yılından 1566 yılında ölümüne kadar 40 yıl tahtta kalan, 13 sefere çıkan bu büyük devlet adamı İmparatorluğun hem en uzun süre tahtta kalan hem de en çok sefere çıkan padişahıdır.
Babası I. Selimden 6.557.000 km2 olarak aldığı toprakları padişahlığı zamanında 14.893.000km2 ulaştırmıştır. Batıda Rodos, Boğdan, Belgrad’ı ve Macaristan’ın büyük bir kısmını İmparatorluk topraklarına katmış, 1529 Yılında Viyana’yı kuşatmış fakat bazı olumsuzluklardan dolayı seferi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Doğuda Safevilerle yaptığı mücadeleler sonucunda Orta Doğu’nun büyük bir kısmını ele geçirmiş, Afrika’da Cezayir’e kadar, denizlerde ise Kızıldeniz’e kadar hâkimiyet sağlanmıştır.
Peki, bu kadar uzun süre tahtta kalan, bunca sefere çıkarak adından başarıları ile söz ettiren, tabiri caizse tarihe damgasını vuran, İslam Sancağını dünyanın dört bir yanında dalgalandıran adaleti ile hükümdarlığını taçlandıran böylesi kudretli bir devlet adamına ne kadar ya da nasıl sahip çıkabiliyoruz?
Batılı Oryantalistlerin hiçbir zaman kabullenemediği ve sonsuza kadar kabullenemeyeceği bu büyük başarı hikâyesi her zaman gölgede bırakılmaya çalışılmış, tıpkı Cihan İmparatorluğunun diğer zaferleri ve kendilerinin hiçbir zaman başaramadığı gönül fetihleri gibi karalanmaya, yok sayılmaya çalışılmıştır. İmparatorluğun son yüz yılından itibaren artarak devam eden bu oryantalist fikirler günümüzde de maalesef etkisini göstermeye devam etmektedir.
Bilim ve Teknolojinin bu kadar ilerlediği, bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu çağımızda, bunca tarihi gerçek yok sayılmakta ve muhteşem rezaletlerin ardı arkası kesilmemektedir. Oryantalistlerin gerçek tarihi bilgilerden tamamen uzak bu fikirleri televizyonlarda reyting uğruna insanlarımıza tıpkı bir yılan zehri gibi sunulmakta ve gelecek nesillerimiz bu şekilde kurgu ve oyunlarla gözlerimizin önünde zehirlenmektedir. Amaçları hiçbir zaman değişmeyen bu “ Osmanlı Düşmanları ” kendi tarihçilerinin tabiri ile Muhteşem Süleyman üzerinden ceddimize alenen hakaret etmekte ve iftira atmakta sınır tanımamaktadır.
Mustafa Kemal Paşa’nın “ Tarihini bilmeyen bir millet yok olmaya mahkûmdur.” Sözünü unutarak, kendi geçmişine hakaret eden bu içimizdeki Batılı oryantalist yalakalarının artık son çığlıkları bunlar. Oynadıkları oyunlar tarihi gerçeklerle kendi üzerlerine dönecek ve onlarda bizim ceddimizi hiçbir zaman hapsedemedikleri tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini çok yakında alacaklar.
İşte bu duygu ve düşüncelerle Fatih’in, dedesi gibi kahraman torunu Kanuni Sultan Süleyman Han’ı doğumunun 521. Seney-i devriyesinde rahmet ve minnetle anarken bir kez daha onları anlayarak yaşayabildiğimiz bu toprakları bizlere emanet bıraktıkları için şükrediyoruz.
Selam ve Dua ile…

Şeref YUMURTACI
TARİHÇİ YAZAR




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir