Milli ve Manevi Şuur Işığında Ecdad

Geçmişimize sövmenin moda olduğu, ecdada küfredenin ayakta alkışlandığı bu zamanda insanlarda aradığımız en önemli şey Milli ve Manevi Şuur olsa gerek… Atalarımızın kanları ve canları ile mücadele ederek alıp bize emanet ettiği bu topraklar üzerinde onlara edilen hakaretlere sessiz ve duyarsız kalmanın burukluğunu yaşıyoruz… Nasıl yaşamayalım ki baksanıza hangi kanalı açsak bir yerlerde mutlaka ecdadımıza küfrediliyor ve bizim aydın diye nitelendirdiğimiz birçok tarihçimizde bu duruma sessiz kalıyor bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar nadide tarihçi dışında hiç kimse bu olanlara sesini çıkarmıyor ya da çıkaramıyor!

Bizim atalarımız değil mi 400 çadırlık bir beylikten doğarak üç kıtaya adalet ve hoşgörü götüren, Avrupa dediğimiz medeniyet yoksullarına insanlık dersi veren? Bizim ecdadımız değil mi İslam’ı hâkim kılmak için altı yüz sene cihat ruhu ile Dünya’nın dört bir tarafında İslam Sancağını gururla dalgalandıran? Bizim atlarımız değil mi soysuzları dize getirip Müslüman, Gayr-i Müslim ayırt etmeksizin herkesin derdine derman olan? Bizim ecdadımız değil mi peygambere sancaktarlık yapan? Bizim atalarımız değil mi Şanlı Osmanlı Devleti’nin o eşsiz Padişahları? Peki, bundan mı yapılan bu hakaret bundan mı bu saygısızlık, bundan mı bu düzenbazlık?

Evet, bence bütün bunların sebebi işte bu. Asırlarca önümüzde diz çökmüş olan adaleti, eşitliği, insan haklarını tarihte sadece bizde görenler önümüzde diz çökmenin getirdiği o köşeye sıkışmış kedi psikolojisi ile bize pençe sallamaktadırlar. Ama unutmasınlar ki korkunun ecele hiçbir faydası yoktur bu millet tarihin her safhasında atalarına, ecdadına hakaret edenlere ağzının payını vermiştir ve şimdide bunu yapacaktır. İhtiyacımız olan şey Ahlak ve Maneviyattır, ihtiyacımız olan tek şey Milli ve Manevi ruhtur işte bunlara sahip olduğumuz sürece ne yaparlarsa yapsınlar bu Şanlı Milletin sırtını yere getiremeyeceklerdir.

Biz atalarımızı sizin işbirlikçi ve alçak senaryolarınızla değil kanla yazılan şanlı tarihimizle tanıyoruz. Biz Osman Gaziyi Kuran’a olan saygısıyla Orhan Gazi’yi İlme olan aşkıyla tanıyoruz. Biz Fatih Sultan Mehmet’i İstanbul FATİH’İ Bizans’ı dize getiren komutan, peygamberin övgüsünü almış şanlı elçi olarak tanıyoruz. Biz Yavuz Sultan Selim’i ilk Osmanlı halifesi İslam sancağının eşsiz elçisi olarak tanıyoruz. Biz Kanuni Sultan Süleyman’ı ismi gibi, namı gibi kanunlara olan bağlılığıyla ve o muhteşem kudreti ile Avrupalıların dizlerini tir tir titretişi ile tanıyoruz, Fransa da dansı yasaklayan fermanı ile akan suları durduran mert insan olarak biliyoruz. Biz II. Abdülhamid’i Filistin topraklarını savunan mübarek insan olarak tanıyoruz. Biz Vahdettin Han’ı ülkesini terk etmek zorunda kalırken bile Devlet Hazinesidir diyerek hiçbir şeye dokunmadan gidip yakalandığı hastalıktan dolayı bakımsızlıktan ruhunu teslim eden Sultan olarak tanıyoruz.

Şimdi siz gelmişsiniz yazdığınız saçmalıklarla bunları yalanlayıp hayallerinizi tarih diye önümüze sürüyorsunuz. Atlarımızın çok güzel bir sözü var bu konu hakkında ‘’ Kedi uzanamadığı ete mundar dermiş’’ bir tarihi bile olmayanlar, tarihi hep kara lekelerle zulüm ve işkencelerle dolu olanlar, bizim asırlarca dünyaya adalet dağıtmamızı çekmeyenler ve bunları görmezden gelenler, size sesleniyorum:

Bu milletin Ahlak ve Maneviyatına sahip çıkan Milli ve Manevi ruhla donanmış gençleri olduğu müddetçe attığınız her adım boşa gidecektir.

TARİHÇİ – YAZAR

ŞEREF YUMURTACI






Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir