Son Umut nasıl bir film?

Çanakkale hakkında çok az çekilmiş filmimiz var. Çekilen bu filmler de hep bir şeyi ıskalamaktadır. Bunun nedeni de ruh, karakter uyarlaması veya uyumu.Çanakkale 1915 filminin setinde bulunmuş bazı gözlemler yapmıştım. Oradaki telaşı, emeği, gece gündüz demeden bir çalışmayı görünce film çekmenin tam bir çile olduğunu o zaman daha iyi anlamıştım. O yüzden sinemaya özellikle savaş filmlerine daha bir ilgiyle bakarım.

Açıkçası Son Umut filminden çok büyük beklentilerim yoktu çünkü; karşıt olanın filmini izleyecektik. Sonuçta Çanakkale bizim ruh kökümüze işlemiş bir destandır.  Filmde yapılabilecek en ufak bir suiistimal bile benim o filme karşı soğuk bakmamı sağlayacaktı. Ama tahmin ettiğim gibi olmadı tersine ilginç bir bakış açısıyla karşılaştım.

ESER GEDİK – MİLLİ GAZETE

ÇANAKKALE SAVAŞI’NIN 4 YIL SONRASI

Son Umut filmi Çanakkale Savaşı’nı değil, savaşın dört yıl sonrasını konu ediniyor.

Filmde Çanakkale savaşından sonra yaşanan bir babanın dramı anlatılıyor. Avustralyalı bir çiftçi olan Connor üç oğlunu da Çanakkale Savaşına göndermiş ve bir daha onlardan haber alamamıştır. Karısı da bu durumdan büyük rahatsızlık duymaktadır ve daha fazla dayanamayarak ölmüştür. Bunun üzerine Connor karısına söz verir ve oğullarını bulabilmek için Çanakkale’nin yolunu tutar.

Soluğu İstanbul’da alan Connor bu büyülü şehrin etkisinde kalır.

İstanbul, şimdilerde aradığımız İstanbul..

Samimi, hüzünlü, yaralı ama dimdik..

Velhasıl İngilizlerin işgali altındaki İstanbul…

Halk sokaklarda nümayişler yapmakta, “İngilizler defolun!” diye haykırmaktadır. Halkın İngilizlere karşı bu tepkisinin de filmde yer alması artı puan..

Connor İstanbul’u dolaşır, önüne gelenden yardım ister ama aradığını ancak Gelibolu’da bulacağını öğrenir. Oraya gidişler ise yasaklanmıştır.

Bir yolunu bulup Gelibolu’ya ulaşır. Yarımadada Avustralya askerleri, Osmanlı subaylarının yardımıyla ölülerinin kemiklerini aramaktadır. Bir nevi hayal ötesi bir çalışma..

Öte yandan Batı Anadolu Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ve Kuvayı Milliye direnişi başlamıştır. Türk subaylar İstanbul’da yeraltında örgütlenip Anadolu’ya geçişin yollarını aramaktadır. Filmin kahramanı Connor çetin bir coğrafyada; İngilizler, Avustralyalılar, Kuvayı Milliyeciler ve Yunan askeri arasında oğullarını aramak zorundadır. Film savaşta  oğullarını kaybeden Avusturalyalı  bir ailenin dramı ön plana çıkarılıyor. Çanakkale’de savaşan taraflardan birine iyi ya da kötü demeyen, objektif olmaya çalışan bir film.

SON UMUT SEYRE DEĞER

Tarih filmi çekmek çok zordur hele ki bu Çanakkale’den alıntı bir hikâyeyse daha da zordur. Birçok hatasına rağmen Son Umut filmini beğendim mükemmel diyemem elbette ama seyre değer. Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan’ın rolünün yanında biraz sönük kalmış. Sert mizaçlı bir Osmanlı çavuşu rolünde. Av Mevsimi’nde de benzer karakterde bir polisi canlandırmıştı. Bu iki film sonunda, Cem Yılmaz’ın komik karakterlerden ziyade sert mizaçlı tipleri daha iyi canlandırdığı sonucuna vardım.

FİLMDE GÖZÜME TAKILANLAR..

‘MUHTEŞEM REZALETTEN’ DAHA İYİ

Muhteşem Yüzyıl gibi kendi ülkemizde yapılan bu rezaletten sonra Fetih filmindeki uygunsuz sahneler ve senaryo hatalarının ardından bu filmde herhangi uygunsuz bir sahnenin olmaması bize; elin adamı bizden daha ‘duyarlı’ davranmış dedirtiyor. Maalesef…

Eksik olduğunu gördüğüm şeylerden en önemlilerinden biri de filmin genelinde Osmanlı kadının tesettürüne önem gösterilmiş lakin Ayşe rolündeki Olga Kurylenko’nunİngiliz kraliyet ailesi mensubunu andıran giysileriyle erkeklerin karşısına örtünmeden çıkması bununla birlikte gişe başarısı için Osmanlı kadının yabancı bir oyuncuya oynatılması büyük bir hatadır. Bu detaylar Avustralyalı yapımcının dikkatinden kaçabilir ama Türkiye’deki danışmanlarının filmdeki bu hataları görmesi gerekiyordu.

Son olarak filmde Osmanlı yaşantısı daha iyi yansıtıla bilinirdi bazı sahneleri bu açıdan beğenmedim. Sazlı sözlü sünnet düğünü, kadınlı erkekli dansların olduğu sahneleri de filmin ofsaytları olarak sayabilirim.

Bir de çaktırmadan bilinç altımıza sokulmaya çalışılan bir husus var Çanakkale ile ilgili. “Savaşlar Kötüdür!” Fetih ile Savaş birbirinden küçük nüanslarla ayrılır. Fakat Çanakkale bu potaya bile giremez. Dünyanın öbür ucundan kandırılarak ya da bilerek gelen işgalcilere karşı verilen destansı bir savunmadır. Savaş olmasın diye onlar boğazdan geçerken biz de el mi sallasaydık. Kendi tarihimize ve destanlarımıza sahip çıkmak milli bir sorumluluktur. Biz kendi hikayelerimizi yazmaya başlamazsak…başkalarının hikayelerinde bize ait hamaset örnekleri aramaya devam ederiz. Bize ait olanı layıkıyla ancak biz anlatabiliriz anlatabilmeliyiz. İnancım budur.

Türkiye’deki örneklerine bakacak olursak karşıt taraf olmasına rağmen Son Umut’a iyi bir film diyebilirim.

Ama…

En iyi Çanakkale Savaşı filmi hâlâ çekilmiş değil.

Belki de biz çekeriz…

 

 






Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir