Fabrika değil, Anne eli: Örgü kültürümüz

Kışın en sıcak yanı ÖRGÜ

Kıyafetlerin çoğunun maharetli ellerde örüldüğü zamanları geride bıraktık ama örgü hayatımızdan çıkaramadıklarımız arasında kaldı. Hobi olmanın ötesinde bir takıntı da oldu, pasif sosyal tepkiye de dönüştü… En önemlisi soğuk kış günlerinde içimizi ısıtmaya devam etti.

Hatice Tunç

 

Havaların soğumaya başlamasıyla rengarenk yumaklar, inceden kalına şişler ortaya çıkar. Maharetli eller tarafından sanat eserine dönüşür. Örgünün meraklısı da çok, sıkıcı bulanı da… Ama şu da bir gerçek ki terapi ile eşdeğer. Cıvıl cıvıl renklerde yünlerin satıldığı dükkânlara girmek bile soğuk kış günlerinde hem içinizi ısıtır hem de zihninizi rahatlatır. Kışın kar yağarken eve hapsolduğunuzda yapılabilecek en zevkli hobi olan örgü bitip de kullanmaya başladığınızda anlamsız bir ip yığınından çıkan bu harika şey hayranlık uyandıracak cinsten.

Kışın habercisi

Çocukluğumuzun renkli yumaklar, çileler, inceden kalına şişlerle dolu sepetleri kışın habercisi olmuştur. Eskiden neredeyse birçok giysinin örüldüğü dönemler geride kaldı. Ancak örgü hayatımızdan hiç çıkmadı. El emeği örgüyle yapılabilecek en güzel şeyler hiç kuşkusuz bereler, şallar, hırkalar, yelekler. Ancak günümüzde az olmakla birlikte bunların dışında özellikle etnik desenli telefon kılıfları, yastıklar, takılar da yapılabiliyor. Hatta bikini bile örülüyor.

Örgü örmenin iki önemli unsuru ilmek atmak ve yünün kalınlığına göre seçilen numaralı şişler. Örgü için şiş ve yün yeter zannedilir. Bu teknik olarak doğru olabilir ama biraz merak, biraz zevk, yaratıcılık ve çokça sabırla eşsiz bir iş ortaya çıkar.

Örgü yapmak basit gibi görünse de bazı teknik kavramlarını bilmemek biraz zorlayabilir. Düz, ters, bir ters bir yüz, haroşa, lastik örgü bilmek pirinç, kesmeşeker, saç örgüsü gibi daha karmaşık modelleri yaparken işinizi kolaylaştıracaktır.

Sadece hobi değil

Günlük hayatın stresini azaltan, yaratıcı kabiliyeti ortaya çıkaran, kendini bir bütün hissettiren, hatta meditasyon etkisi yaratan örgü bireylerin kendilerini ifade ettikleri bir alan olarak görülüyor. Ayrıca şehir hayatının karmaşıklığından bıkan insanlar daha basit ve düz bir hayatın simgesi olarak örgüyü görüyor. Örgü örmenin matematiksel beceri, konsantrasyon ve beyin-el koordinasyonunu artırdığını söyleyen eğitimciler, öğrencilerin örgü örmeyi öğrendikten sonra yeni konulan öğrenmeye daha açık olduklarını gözlemlemiş.

Günümüzde sadece ev kadınları değil yoğun iş temposuna sahip, kariyer sahibi kadınlar ve hatta erkekler de rahatlamak için örgüye başvuruyor. Julia Roberts, Madonna, Kate Moss, Sarah Jessica Parker, Russell Crowe örgüye ilgi duyan ünlüler arasında.

Bir sokak sanatı olarak örgü

Tüm bunların dışında örgü içimizi ısıtmaktan başka pasif sosyal tepki hareketi, bir sokak sanatı olarak da karşımıza çıkıyor. Türkçeye “iplik bombalama” diye çevirebileceğimiz Yarnbombing aslında bir grafiti, yani sokak sanatı biçimi. Yarnbombing denilen pasif sosyal tepki hareketi başta parklar ve ağaçlar olmak üzere kamusal alanları örgü ve dantellerle kaplamayı öngören bir direniş şekli. Yarnbomber’lar bilindik grafitiler yerine yaptıkları örgüleri, toplumda seslerini duyurmak için kullanıyorlar. En önemli özelliği, boya ya da tebeşir yerine rengarenk iplikler, örgü ya da dantellerle yapılması. Bildiğimiz ve alışkın olduğumuz grafitiye göre çok daha yeni olan bu sokak sanatının ilk örneklerine 2004 yılında Hollanda’da rastlanmış. Bir yıl sonra ABD’nin Teksas eyaletinde görülen Yarnbombing farklı sanatçıların bu işe gönül vermeye başlamasıyla da tüm dünyaya yayıldı.

Yarnbombing her yerde

Yarnbombing hareketinin mucidi olarak Houston’li 37 yaşındaki Magda Sayeg görülüyor. 2005 yılında kendi dükkânının kapı koluna şirin ve sıcak olsun diye yaptığı bir örgüyü giydirince, dükkâna ilgi bir hayli artmış. İnsanların sırf kapı koluna bakmak için arabalarından inmelerini fark eden Sayeg, bir alt sokaktaki trafik levhasına da tozluk giydirmiş. Sonrasında Houston sokaklarında yavaş yavaş örgüler belirmeye başlamış. Zamanla, bireysellikten çıkıp büyük projeler halini almış, yaptıklarını internet üzerinden paylaşarak bu akımın gelişmesini sağlamış. Akım geliştikçe, Londra’li Lauran O’Farrell, “Knit the City- Şehri Örün” isimli Londra’nın ilk grafiti örgü grubunu kurmuş. El yapımı amigurumi yaratıklar, karakterler ve objelerle bir öykü ya da tema anlatmaya başlamışlar. Günümüzde sokak lambalarını, trafik işaretlerinin direklerini, çöp kutularını, otobüs koltuklarını, parktaki bankları, yol kenarındaki ağaçları, elektrik direklerini, kimsenin dönüp bakmadığı heykelleri rengarenk ipliklerle örülmüş şekilde görmeniz mümkün.






Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir