Tarihin Gölgesinde BERGAMA

Unesco dünya mirası adayı Bergama, Arastası’yla sizi tarihte yolculuğa çıkaracak. Oldukça iyi müzesi, sağlık tanrısı Asklepion’a adanmış hastanesi ve Anadolu’nun en dik tiyatrosu ile çevrili inanılmaz tarihiyle bu antik kent sizi bekliyor.

Hatice Tunç /şehirkültür.com

Tarihte bilinen ilk adı Pergamon olan Bergama, Pers, Büyük İskender, Frigya, Trakya Krallığı, Selevkos Krallığı, Roma ve Bizans dönemlerini görmüş, ülkemiz uygarlık tarihinin en eski yerleşmelerinden biri. Pergamon, “kale” veya “yüksek yerde yaşayan halk” anlamına geliyor. Zaten Akropolis’e çıktığınızda ismin ne kadar doğru olduğunu anlıyorsunuz.

Bergama’ya bugünlerde gidecek olanlar için yeni bir uygulamanın da haberini verelim. Türkiye’nin Dijital Yaşam Koçu Bilkom ve Bergama Belediyesi işbirliğiyle, “Tarih, 3 Boyutlu Canlanıyor” projesi Türkiye’de ve dünyada ilk kez Bergama antik şehri 3 boyutlu gezinmeye açıldı. Tablet ve akıllı telefonlarda görüntülemeye yarayan iVisit kullanılarak, tablet bilgisayarlar ve akıllı telefonlar üzerinden sağlanan 3 boyutlu gezinme uygulaması, Bergama’nın 4 antik alanı olan Zeus Sunağı, Athena Tapınağı, Kızıl Avlu ve Asklepion alanlarını ziyaret edenlere, yapıların orijinal halini 360 derece sanal olarak görebilme imkânı sunuyor.

Ulaşması zor Akropolis

Biz Bergama’yı gezmeye hem bu teknolojiyi deneyimlemek hem de enerjimiz yüksekken vakit ayırabilmek için dik bir tepenin üzerine kurulmuş Akropolis’ten başladık. Buraya yerleşim M.Ö. 7. yüzyılda başlamış. Yaklaşık 300 m. yükseklikteki bu şehrin tepesinde Bergama Kral Sarayları, sarnıçlar ve cephanelik bulunuyor. Binaların alt bölgesinde Athena Tapınağı, Kütüphane ve Trajan Tapınağı yer alıyor. Bergama kütüphanesinin kalıntıları arasında büyük bir okuma odasının ve tahta rafların yanı sıra 3.50 m. yüksekliğinde Athena heykeli varmış. Bu heykel şu anda Berlin Müzesi’nde. II. Eumenes döneminde zenginleşen kütüphanenin en büyük rakibi ise İskenderiye Kütüphanesiymiş.

Antik kentin altındaki terasta ise Zeus sunağının yer alması gerekiyor. Ancak Akropolis’te yalnızca temelleri yer alıyor. Zeus sunağı ve bazı diğer önemli eserler Berlin’de Pergamon Müzesi’nde sergileniyor. Dünyadaki en dik tiyatrolardan birisi de burada. Helenistik dönemin en güzel mimari eserlerinden biri olan bu tiyatro 10.000 kişilik ve yalnızca oyun günleri kurulan portatif bir yapıya sahipmiş. Üşenmeyip tiyatronun en tepesine çıkarsanız şahane bir Bergama manzarası sizi bekliyor. Dilerseniz bu Antik kente teleferik seferleriyle de çıkabilirsiniz.

Şifa merkezi Aesklepion

Bergama’da adımınızı attığınız yerde tarih size eşlik ediyor. Bu yerlerden biri de Aesklepion. Apollon’un oğullarından, sağlık ve hekimlik tanrısı olarak bilinen Asklepios’un yeri anlamına gelen Aesklepion ilk çağların önemli sağlık merkezlerinden. Sütunlu bir caddeden sonra Asklepion’a geliniyor. Buradaki tedavi şekilleri arasında şifalı su, çamur kürü, spor, tiyatro, psikoterapi yer alırmış. Girişin Asklepios tapınağı bulunan bu yapıda su sesi ve telkinlerden faydalanarak hastaların iyileşmesi sağlanırmış. Ayrıca, tıbbın simgesi olan yılanın ilk kez kullanıldığı yer de burası. 

İlkler şehri Bergama

Bugün, beş beldesi ve yüz on dört köyüyle, ülkemizin en büyük ilçelerinden biri olan Bergama aynı zamanda ilklerin şehri olarak anılıyor. İşte onlardan birkaçı: parşömen, 200.000 kitabın olduğu söylenen kütüphanesi, Asklepion adındaki ilk büyük hastane, telkinle terapi, en dik tiyatrolu kent, ilk ve en büyük sunak, ilk festival yapan şehir diye uzuyor liste.

Tarihe kısa bir yolculuk

Dinlenmek için geziye ara verip arastada, yani Bergama’nın çarşısında bulunan kahvelerde oturmak iyi bir tercih. Bir taraftan çınar ağaçlarının gölgesinde oksijeni içinize çekerken bir taraftan da antik kentin bozulmamış dokusu etrafı seyrederken sizi tarihe kısa bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuğu eski evlerin arasında dar sokaklarda yürüyerek sürdürün derim. Arastaya kadar gelmişken dokumacılıkla da ünlü bu yerleşimin halılarını almasanız bile incelemeden dönmeyin.

Çok sayıda devlete ev sahipliği yapan Bergama’nın çok iyi bir de Arkeoloji Müzesi var. Berlin’deki Zeus Altarı’nın bir küçük kopyası, Medusa Mozaiği ve Bergama’nın simgesi Nike Heykeli ilginç eserler arasında. Bunların dışında etnografik eserler ve sikkelerden oluşan malzemelerde bulunuyor. Müze pazartesileri hariç her gün açık.

Son durağımız Eski Mısır tanrılarına adanmış bir Roma tapınağı olan Kızıl Avlu yani Serapis Tapınağı. Kırmızı tuğla ile inşa edilmiş bu tapınak Eski Bergama’nın en büyük yapısı olma özelliğini taşıyor.

 






Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir