Kültür sanat mı, küstüren rant mı?

Kültür sanat mevsimi açılıyor sinemadan tiyatroya, sohbetlere oradan da geleneksel sanatlara uzanan belki edebiyatında kuyruğa takıldığı upuzun bir mevsim bizi bekliyor. Türkiye’de kültür sanat deyince akla hep bi kalıplaşmış kült bir kültür sanat programlaması geliyor.

Belediyelerin düzenlediği bu kalıp, klişe  faaliyetler zamanla kültür rantını ortaya çıkarıyor. Bu ortaya çıkan rantın meyvesi de sanatçı gruplaşması. Sanatçılar ve zanaatkarlar arasında hızlı bir ayrışmanın yaşandığı günümüzde değer politikasının para eksenli çalışmasından kaynaklanıyor.Meselenin kalbine inelim, tamda paranın oluk gibi aktığı kültür sanat etkinliklerinin içlerinde organize olmuş insanlar vardır ve bu organize olmuş insanlardan hep korkmuşumdur. Organize olan insan delirmiş bir kurt gibidir. Yer bitirir. 

Sanat sanat içindir den sonra en ukalası da herhalde sanat para içindir ya da sanat rant içindir olsa gerek. Şöyle İstanbul’un 39 ilçesinin çakma kültür sanat bültenlerini bir yoklayın bakalım ne göreceksiniz, hepsinde neredeyse konu başlıklarına kadar aynı olan sanatçılar, yazarlar ve etkinlikleri.

Bir fırsat bulup bi ara  “copy –paste” bir kitap çıkarın veya Yunus Emre’den, Aşık Muhzuni Şerif’ten, Nedim’den birkaç söz harmanlayıp bir ezgi albümü çıkartın, biraz yakışıklı ve fotojenikseniz bir sosyal medya tanıtımıyla paraya para demeyin. Yersen!

Bİ BAŞKA AÇIDAN DERGİLER

Türkiye’de dergicilik son yıllarda cılız da olsa bir canlanma yaşandı. Yalnız bu canlanma biraz mekanik kaldı. Yüksek tirajlı, sermaye gruplarının dergileri piyasa yapmaya devam ediyor. Ezilen yine hakiki niyetle hazırlanan a4 dergileri sahi kamu kurumları bu mahalli, okul dergilerine ne kadar destek veriyor? Her şey vergi levhalarına mı bağlı? İlla resmiyete mi bağlı kalacak hayaller, birazda iyi niyet hesabı açılamayacak mı kamu kurumlarında, bekleyip de göremeyeceğimiz hassasiyetlerden biride bu sanırım.

KÜLTÜR CAMİASI BİRBİRİNE KÜS MÜ?

Kültür camiasının bir de çocukça bir yanı var. Bir vakfın programına diğer vakıf duyarsız. Bir yazarın eserine diğer yazar kayıtsız kalıyor.

Nedir bu parantez içinde kıskançlık, paylaşılamayan şey?

Yazılacak daha çok şey var lakin çok uzun ancak muhabbetle anlaşılır bu mevzu. Ben sadece kurdu düşüreyim aklınıza da benden vebal gitsin.

ESER GEDİK




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir