İstanbul’un karşı yakası YALOVA

 

Sahilinden baktığınızda görebileceğiniz kadar yakın olmasına rağmen İstanbul’un karmaşasıyla hiç alakası yok bu şehrin. Türkiye’nin yüzölçümü itibariyle en küçük ili olmasına rağmen denizi, kaplıcaları ve bozulmamış doğasıyla alternatif turizmin önemli merkezlerinden Yalova. Başta Çınarcık olmak üzere tatil kasabalarıyla da bir şehirden istenebilecek özelliklere sahip.

Hatice Tunç /Şehir Kültür

 

Yalova’ya ilk yerleşimlerin buluntuları M.Ö. 3000’li yıllara, Prehistorik çağlara dayanıyor. Hitit, Frig, Roma, Bizans dönemlerini görmüş Yalova’nın ismi de çok sulak bir bölge olduğu için verilen “Yalak Ova”dan türeyerek günümüze gelmiş. Atatürk’ün “Benim kentim” dediği Yalova herkesin kendisine yapabilecek bir şeyler bulabileceği bir turizm şehri. İstanbul’dan Yalova’ya gitmek deniz otobüsleri sayesinde çok kolay. Ancak asıl doğal güzellikleri görebilmek için araba şart.

 

Doğal güzelliklerin buluşma noktası

Yalova, Armutlu Yarımadası’nın kuzey kıyılarında, Samanlı Dağları’nın eteklerinde kurulu olan, coğrafi konumu ve doğal güzellikleriyle önemli bir cazibe merkezi. Bu doğal güzelliklerin başında Sudüşen Şelalesi geliyor. Üvezpınar Köyü’nden 8 kilometre uzaklıkta bulunan şelale ve çevresi doğa tutkunları için ideal. Şelaleye giden yol baraj gölü ve Marmara Denizi manzarasıyla birlikte özellikle trekking severler için rahat ve doğal bir yürüyüş parkuru. Yol boyunca kekik, ceviz, bal, polen, ev yapımı turşu satan köylülere de rastlamak mümkün. Yalova’nın doğasından bahsedip çınarlı yolu es geçmek olmaz. Burası, Termal Yalova arası yol boyunca çınar ağaçlarının oluşturduğu yeşil tünel görüntüsü ile Yalova’nın en güzel yol güzergâhı.



 

 

Doğa harikası ve şifa kaynağı Termal

Yalova denilince ilk akla gelen kuşkusuz termal kaplıcaları ve hamamlarıdır. Merkeze 10 kilometre uzaklıktaki Termal Kaplıcaları, Roma döneminden beri bir şifa merkezi olarak ilgi görüyor. Burası aynı zamanda Atatürk’ün en çok zaman geçirdiği yerlerden biri. Sadece yerli turistler değil İstanbul’da görmeye alıştığımız Arap turistlerin de ilgisi yoğun.  Termal’de Sultan Banyo, Valide Banyo ve Kurşunlu Banyo gibi tarihi hamamlardan başka bir de açık havuz var. Muhteşem bir doğanın içinde konumlanan hamamlar çeşitli hastalıklara şifa olurken, “mide suyu”, “göz suyu”, “ayak suyu” olarak adlandırılan çeşmeler değişik rahatsızlıklara iyi geliyor. Yerin altından 66 derece olarak çıkan, daha sonra fıskiye yöntemi ile 33-34 dereceye kadar soğutulan sulardan hem içilerek hem de banyo kürü yapılarak yararlanılıyor. Bu suların romatizma, sindirim sistemi rahatsızlıkları, karaciğer, safrakesesi, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları, deri hastalıkları, kadın hastalıkları, ortapedik operasyonlar sonrası oluşan rahatsızlıklara ve psikolojik rahatsızlıklara iyi geldiği bilimsel olarak kanıtlanmış. Termal, otelleri, restoranları, termal havuzları ve tarihi yerleri ile 1600 dönümlük bir alan üzerine kurulu. Doğal güzelliğiyle de dikkat çekiyor. Nadide ağaç ve çiçeklerle bezenmiş sağlık yolu buraya ilgiyi arttırıyor.

 

İlk kağıt müzesi Yalova’da

Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığı kesin olarak belirlenen ilk kağıthanesi Yalova’da İbrahim Müteferrika’nın girişimleriyle kurulmuş. Bu nedenle hem kağıdın geçmişinde yolculuğa çıkabileceğiniz hem de kendi kağıdınızı üretebileceğiniz İbrahim Müteferrika Kağıt Müzesi kurulmuş. Burası Türkiye’nin ilk kağıt müzesi olma özelliğini de taşıyor. Yalova’daki bir diğer müze de kente dair her şeyi bir arada görebileceğiniz Kent Müzesi. Burası aynı zamanda bu yıl 2.si düzenlenen, 3 yılda bir yapılan Uluslararası Yalova Sanat Bienali’nin de ev sahibi.

 

Çiçek kenti

Şehre adımınızı attığınızda çevre düzenlemesi dikkat çekiyor. En önemli tarım faaliyeti çiçekçilik de olunca renkli bir kentle karşılaşıyorsunuz. Şehir merkezindeki Osmanlı Parkı’nda bulunan, rengarenk tablo görüntüsünde Çiçek Halı da bunun göstergesi. Özellikle son yıllarda Türkiye’de üretilen kesme çiçeklerin dörtte birini Yalova karşılıyor. Burada yetiştirilen süs bitkileri yurt dışına da ihraç ediliyor.

 

Türkiye’nin ilk özel arboretumu

Hayrettin Karaca tarafından kurulan arboretum 7000 civarında değişik bitki türünü barındırıyor. Çok çeşitli bitkileri, havuzları ve canlılarıyla Karaca Arboretum Türkiye’nin ilk özel canlı ağaç müzesi. Randevu alınarak rehber eşliğinde gezilen arberotumda zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Ancak rehberden ziyade eğer müsaitse ağaçları Hayrettin Karaca’dan dinlemek daha da keyifli.

 

Marmara’nın Bodrum’u Çınarcık

Yalova denilince akıllara Çınarcık düşer. Her ne kadar 17 Ağustos Depremi’nde popülaritesini yitirse de artık depremin yaralarını sarmaya başlamış Çınarcık. Yazın nüfusunu 10’a katlayan ilçe ”Marmara’nın Bodrum’u” olarak adlandırılıyor. Plajları, gece eğlenceleriyle ünlü Çınarcık’ın yüksek bölgeleri ise tam bir doğa harikası.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir