Vazgeçilmeyen tutku: GÜL

 

Kimlerine göre aşkın, romantizmin en klişe simgesi olsa da gül hala özel anların vazgeçilmezi. Kokusuyla da büyüleyen gül, binin üzerinde türü ve tıbbi değerinin yanı sıra yöresel mutfakların da baş tacı.

 

HATİCE TUNÇ

 

Geçmişten günümüze değişmeyen şeylerden biri olmayı başarabilmiş gül simgeselliğiyle ön plana çıkan çiçeklerden. Romantizmin ve aşkın sembolü olmanın yanı sıra güle siyasette, edebiyatta ve dinlerde de çeşitli anlamlar yüklenmiştir. İslamiyette Hz. Muhammed’i (SAV) simgeler gül. Hıdrellez’de ise olması istenen dileklerin yazılıp gül ağacına asıldığı zaman gerçekleşeceğine inanılır.

Kuzey yarım küre bitkisi olan gülün anavatanı Doğu Asya’dır. Fosil kaynaklı kayıtlara göre, gülün yeryüzündeki varlığı en az 35 milyon yıllık bir geçmişe sahiptir. Ticaret yolu ile dünyanın tüm bölgelerine ulaşan olan gül, kokusu, tıbbi değeri ve beslenmedeki yeri dolayısıyla antik çağlardan beri efsanelere konu olmuş ve hoş kokunun peşinde olanlar için vazgeçilmeyen bir çiçek olmuştur. Hatta öyle ki, antik dönemde Fenikeliler, Yunanlılar, Romalılar için gül bahçeleri, en az buğday tarlaları ve meyve bahçeleri kadar önem taşımıştır. 

 

Siyah gül sadece Halfeti’de

Dünyada yaklaşık 1350 gül türü tanımlanmıştır. Ülkemizde ise 24 gül türü bulunmaktadır. Türkiye’de birçok bölgede yetişen gül Isparta’yla özdeşleşmiştir. Isparta da gülcülüğün binlerce yıl gerilere giden, eski, köklü bir tarihi olmamasına rağmen ülkemizde en çok üretimi yapılan bölgedir.

Mayıs-haziran ayları arasında, pembe, beyazımsı, sarı, kırmızı renkli çiçekler açan, hoş kokulu gülün gövdesi silindir biçimli, yeşilimsi, esmer renkli, çok dallı ve dalları sık dikenlidir. Başta kırmızı olmak üzere beyaz, sarı, pembe, turuncu, mavi, siyah gibi birçok renk gül vardır. Her rengin de bir anlamı… Kırmızı gül aşkı simgelerken, turuncu cazibeyi, mavi eşsizliği, beyaz da masumiyeti simgeler.

Diğer gül çeşitlerinden daha bodur yetişen siyah gül, ilkbahar ve sonbahar da çiçek açıyor. Gonca halindeyken siyah, daha sonra koyu kırmızıya dönüşen türlerinin yanı sıra sürekli siyah kalan türleri de var. Siyah gül ülkemizde sadece Şanlıurfa Halfeti ilçesinde yetişiyor. Tohumu alınıp başka bir yerde dikildiğinde dahi siyah açmıyor.

 

Sofraların baş tacı

Mikrop öldürücü özelliği olan gül geleneksel tıpta ilaç olarak kullanılır. İshali önler, boğaz ağrılarını giderir, bademcik iltihaplarını kurutur. Gülsuyu, gül macunu ve gül yağı olarak işlenen gül, baş ağrısı, ateşlenme, bayılma, mide ağrısı, göz kanlanması gibi rahatsızlıklara faydalıdır. Ayrıca parfüm ve kozmetik sektörünün vazgeçilmezidir olan gül. Özellikle gülsuyu doğal olduğu, zararlı madde içermediği için bazı yiyecek maddeleri ve tatlılarda aroma olarak, cildi besleyici ve dokuları gerginleştirici özelliği nedeniyle de vücut ve makyaj temizliğinde kullanılır.

Binlerce çeşidi olan gülün mutfağa girmesi de kaçınılmaz olmuş. İçine gülün girdiği yemekleri yeme fikri duyunca pek cazip gelmese de tadına bakınca sofraların baş tacı olur. Reçeli, likörü, suyu, lokumu, şerbeti yapılan gül özellikle Doğu mutfağında tatlılara, hatta yemeklere dahi katılır olmuştur.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir