Sade Türkçenin Öncüsüydü

Sade Türkçenin Öncüsüydü

 

Elif Sönmezışık 

Basın İlan Kurumu ve ESKADER’in birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” adlı program dizisinde önemli hikâyeci ve romancılarımızdan Refik Halid Karay anıldı. Berrak Türkçesi ile öne çıkan Karay’ı, edebiyat araştırmacısı yazar Ahmet Özdemir anlattı.

Basın İlan Kurumu ve Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) birlikte düzenlediği “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehereler” adlı program dizisi, basın dünyasında adından söz ettiren edebiyatçılarımızı anmaya devam ediyor. Bu ay, kullandığı saf Türkçe, hikâye ve romanlarıyla edebiyat dünyamıza birçok önemli klasik kazandıran Refik Halid Karay yâd edildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreter Yardımcısı edebiyat araştırmacısı yazar Ahmet Özdemir, Karay’ı anlatırken programın takdimini ESKADER Kurucu Başkanı edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım gerçekleştirdi.  Refik Halid Karay’ın edebiyat serüvenini kronolojik olarak aktaran Özdemir, bütün eserleri hakkında tek tek bilgiler veren ve değerlendirmeler içeren bir sunum gerçekleştirdi. Karay’ın hayattan kopup gelen anları ve hadiseleri eserlerinde yaşattığını vurgulayan Özdemir, mükemmel Türkçesi ile de en önemli edebiyatçılarımızdan biri olduğunu kaydetti. Programda Refik Halid’in eserleri ve fotoğraflarından oluşan sergi ilgi gördü.

 

‘REFİK HALİD TÜRKÇESİ’

Açılış konuşmasını ve takdimi yapan Mehmet Nuri Yardım, “Matbuat Dünyasından Sanatkâr Çehreler” programlarının basın dünyasına önemli katkılar sağlamış ve sanat yönü güçlü şahsiyetleri anmaya yönelik bir program olduğunu dile getirdi. Yardım, ESKADER adına Basın İlan Kurumu’na ve mekân tahsisinde destek olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Basın Müzesi yetkililerine teşekkür etti. Refik Halid Karay’ın önemli hikâyeci ve romancımız olduğu kadar çok iyi bir fıkra yazarı olduğunu da vurgulayan Yardım, “Sürüldüğü halde yazmaya devam etmiştir. Çok renkli ve canlı bir hayatı vardı. Türkçesi mükemmeldir. ‘Refik Halid Türkçesi’ denecek kadar Türkçeyi iyi kullanmıştır.” dedi. Karay’ın en meşhur ve kendisini en çok etkileyen hikâyesinin “Eskici” olduğunu dile getiren Mehmet Nuri Yardım, neredeyse eserlerinin tamamının edebiyatseverlerle buluşmuş olmasının ve Refik Halid dilinin korunmasının son derece önemli olduğunu kaydetti. Konuşmacı Ahmet Özdemir’in de birçok yazar ve şair hakkında derin malumat sahibi bir edebiyatçımız olduğunun altını çizen Yardım, Özdemir’e de bu zenginliğini paylaştığı için teşekkür etti.

 

MİLLİ EDEBİYAT VE SADE TÜRKÇE ÖNCÜSÜ

Refik Halid Karay hakkındaki biyografik bilgilerle konuşmasına başlayan Ahmet Özdemir, Refik Halid’in “Eskici” adlı hikâyesini gözyaşları içinde okuduğunu ifade ederek “Türk milleti gurbet insanıdır. Gurbet acısını iyi tanır. Ondan bize bu hikâyeler dokunur.” dedi. Refik Halid’in Osmanlı devrinde yayımlanan kitaplarında soyadının Karakayış olduğunu, soyadı kanunu ile Karay soyadını taşımaya başladığını anlatan Özdemir, Karay’ın haylazlığından Galatasaray Lisesi’ni bitiremeyip sonraları hukuk mektebine kaydolduğunu belirtti. Karay’ın ilk yazılarını Servet-i Fünûn dergisinde yayımlayıp sonraları Tercüman-ı Hakikat’te çevirmen ve yazar olarak çalıştığını ve sonraları memuriyete başladığını söyleyen Özdemir, Kirpi müstear adıyla dergilerde yazılarının yayımlandığını kaydetti. “İttihat ve Terakki’ye muhalif olması gerekçesi ile 1913 ile 1918 yılları arasında sürgün edildi. Memleket Hikâyeleri’ni bu yıllarda yazmaya başladı ve bu hikâyeler ilk defa Yeni Mecmua’da yayımlandı. Millî Edebiyat ve Sade Türkçe akımlarının benimsenmesinde büyük katkıları vardır.” diyen Özdemir, Karay’ın bu akımlar ortaya çıkmadan önce bu hareketi benimsemiş olduğuna dikkat çekti ve Karay’ın “Yüzellilikler”den oluşu ve sürgün hayatı konusunda şunları söyledi:

 

YÜZELLİLİKLER’DEN OLMAK

 “İlk sürgün yılları Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin’in çabaları ile sona erdi ve dönüşünde Robert Koleji’nde Türkçe öğretmenliği yaptı. Mütareke’de yeniden siyasete atıldı. Alemdar ve Peyam-ı Sabah gazetesinde yazıyordu. 1919 yılında Post Telgraf Umum Müdürlüğüne atandı. İzmir’in işgalinden sonra Anadolu hareketi ile İstanbul hükümeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul hükümetinden yana olduğu için İstanbul’un işgalinin ardından Beyrut’a kaçtı. Bu kaçışın ardından ‘Yüzellilikler’ listesinde yer aldı ve bunun neticesinde 1924’te çıkarılan kanunla bu yüz elli kişinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılması ile Suriye vatandaşlığını kabul etmek zorunda kaldı. Kanundan önce Türkiye’den ayrıldığı için sınır dışı edilmek durumunu yaşamadı. Suriye’de gazeteciliği sürdürmek istedi, ancak çok zor şartlar altında hayatını sürdürebiliyordu. Doğruyol ve Vahdet gazetelerini yönetti. Bu arada kendisi de bir gazete çıkardı, ama tepkilerden çekindiği için kapatmak zorunda kaldı. O dönemde Millî Mücadele ile muhalefet eden tek bir mizah dergisi vardı; o da Refik Halid’in Aydede adlı dergisiydi. Atatürk tarafından affedilip yurda döndükten sonra politika ile ilgilenmedi.” 

 

SÜRGÜN GANİMETLERİ

Refik Halid’in Memleket Hikâyeleri ve Gurbet Hikâyeleri adlı eserlerinin realist hikâye tarzının başarılı örnekleri olduğunu anlatan Ahmet Özdemir, bu eserleri sürgünde iken ortaya koyduğunu, tasvir ve tahliller açısından zengin bir anlatıma sahip olup Anadolu’yu ve Anadolu insanını eleştiren bir yaklaşım sergilediğini ifade etti. Karay’ın sürgün sonrası dönemde daha çok roman ortaya koyduğunu anlayan Özdemir, yazarın eserlerindeki güçlü gözlemleriyle dikkatleri çektiğini, olayları ve kahramanları en ince ayrıntılarına kadar ele aldığını ve bu özelliği ile yoğun bir gerçeklik duygusu uyandırdığını kaydetti. “Bir diğer özelliği de türü ne olursa oldun mizaha ve tenkide yönelmesidir.” diyen Özdemir, Refik Halid’in sürgün edildiği yıllarda Anadolu’nun en önemli probleminin yoksulluk ve eğitimsizlik olduğunu gözlemlediğini anlatarak cehaletin getirdiği pasif tutumla bürokratların ve ağaların gücü altında ezildiğini gördüğünü ve İstanbul’un bunu görememesini eleştirdiğini belirtti. Karay’ın eserlerindeki kahramanların bütün olumsuzluklara rağmen yaşama sevinci taşıdığına dikkat çeken ve düzyazının yaklaşık her türünde yazmış olan yazarın bütün eserleri üzerinde tek tek duran Özdemir, şunları söyledi:

“Millî Edebiyat döneminde ‘Memleket Edebiyatı’nın öncüsü oldu. Hikâyelerinde en dikkat çekici yön dilidir. Henüz sade Türkçe akımı başlamamışken günlük konuşma diliyle yazmaya başlamıştı. Önce Fecr-i Âtî, sonra Millî Edebiyat topluluğu içinde yer aldı. Hikâyeciliğinde konularını Anadolu’ya taşıdı. Gözlem ve tasvirlerde başarılı oldu. Kişileri bulunduğu sosyal çevre ile aldı. Konuşma dilini tüm canlılığı ile bütün eserlerinde yansıttı. Kıvrak ve sürükleyici bir üslûbu vardı. Bilhassa 1940’lı yılların İstanbul’unu anlatmıştır.”

Program sonunda Refik Halid Karay’ın eserlerinin ilk baskılarından, gazete haberleri ile köşe yazılarından ve fotoğraflarından oluşan sergi gezildi ve hâtıra fotoğrafları çekildi.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir