Paradoks değil gerçek: YOK YOK AMCA

İstanbul Fatih’te küçük bir dükkânda çocukları ve müşterilerini mutlu etmek için çabalayan Kenan Güvenç’in kırtasiyesinde çamaşır ipinden kaleme, saat pilinden boncuğa her şey var. Bir de güler yüzü, hoşsohbeti ve yaptığı şakalarla burası bir kırtasiyeden daha fazlası…

HATİCE TUNÇ / ŞEHİRKÜLTÜR

Annesinden kalma dükkânı kiracıyla uğraşmamak için kendisi işletmeye karar veren, asıl işi makastarlık olan Kenan Güvenç kısa sürede İstanbul’un en eski semtlerinden Fatih Karagümrük’ün ‘yok yok amca’sı olmuş. Kapısından içeri giren hemen her yaştan birçok kişiyi çocukluğuna götürecek objelerin olduğu ufacık ama rengarenk bir dükkan burası. Dükkanın ismi Gül Kırtasiye. İçerisinde topaçlar, misketler, barbie bebekler, atariler, korna, mum, mızıka, maske gibi akla gelmeyecek bir sürü eşyanın olduğu Kenan amcanın dünyası da diyebiliriz.

Yok yok amca, isminin hikayesini şöyle anlatıyor: “Dükkanı açtım ama ticaretten anlamıyordum. Bu nedenle kim ne sorduysa aldım. Sonra ismim yok yok amcaya çıktı. Yok yok amca kelimesi çıkınca insanlarda buraya karşı bir ilgi uyandı. Şimdi ne sorsanız var burada. Ama bilinçli olarak değil kendiliğinden oluştu.” İsmi gibi yok yok olan bu dükkana birisinin girip de eli boş çıkması mümkün değil gibi gözüküyor.

“Bulamadığım ürün yok”

Dükkana girdiğiniz anda nereye bakacağınızı şaşıyorsunuz. Tüm raflarda üzerlerinde içinde ne olduğu yazılı kutular var. Çok fazla üzün olduğu için bulması rahat olsun diye bu sistemi geliştirmiş kendisine Kenan amca. Ancak bazen bulamadığı da oluyormuş…

Dükkanındaki ürünleri çoğunlukla Eminönü’nden ve toptancılardan alan yok yok amca “Ben göz zevki olan bir adamım. Güzel, hoşuma giden şeyleri alıyorum dükkana. Satılıp satılmaması önemli değil, benim hoşuma gitsin yeter. Zaten er ya da geç her şey satılıyor.” diyor. Kaşıntı tozundan, şaka sakızlarına, sulugöz, tığ, bitik pil, kemer, beybilet, dürbün, balık misinası, bone, kalem defter gibi kırtasiye malzemelerine kadar aklınıza gelebilecek her şey var bu dükkanda. Şimdiye kadar bulamadığı ürün olamamış yok yok amcanın. Ancak kapatacağı için artık sadece bitenleri alıyor dükkana.

En çok şaka malzemeleri sattığını söyleyen yok yok amcanın bir de playstation tutkusu var. Artık oynamıyorum dese de dükkana girince televizyonun üzerinde duran oyun konsolu dikkatimizden kaçmıyor.  

 

Kazancı çocukların gülümsemesi

Yok yok amca işini mutlu olarak yapıyor ve ekliyor: “Ben yaşamayı ciddiye almıyorum, şakaya vuruyorum her şeyi. Bir gülümse bir pirzola derler. Ben de mutlu olmaya ve mutlu etmeye çabalıyorum.” Müşterilerinin büyük bir kısmı çocuklardan oluştuğu için onları gülümsetebilmeyi kendine görev edinmiş. Bu amaçla da dükkanın müşterilerinden kullanmadıkları, bozuk, kırık oyuncakları kendisine getirmelerini istiyor. Gelen oyuncakları tamir edip ekonomik durumu iyi olmayan çocuklara vererek sevinmelerini sağlıyor. “Çocuklara iyi bir dünya bırakmamız gerekiyor” diyen yok yok amca onlarla eğlenmeyi de çok seviyor. Dükkana gelen tüm müşterilerine türlü şakalar yapıyor. Yılan yumurtası, sihirli top başta olmak üzere türlü şaka ve sihirbazlık oyunu olan Kenan amca bu şekilde zaman geçiriyor. Yani küçük bir eğlence merkezi de diyebiliriz buraya…

 

“Artık yoruldum”

7 yıldır bu işi yapan yok yok amca veda etmeye hazırlanıyor. Artık yorulmaya başlayan Kenan Güvenç, dükkanı satılığa çıkarmış. Birçoğumuzun hayali yaşlanınca bir sahil kasabasına yerleşmektir ya Kenan amca da o kervana katılacak. Dükkan satılınca bir sahil kasabasında, deniz kenarına yerleşecek. Macerasever olduğunu söyleyen yok yok amca “Artık emekli oldum. Biraz hayatımı yaşamak ve gezmek istiyorum.” diyor.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir