“OD’da Yunus’u okumadım, yaşadım”

“OD” koymuştu adını. Çünkü Yunus oduncuydu. Dergaha hergün odun taşımaktı görevi. Od, ateşti. Yunus “od” ile ilgilendi. Ömrümde ilk defa hemencecik bitmesin istediğim, yavaş yavaş okuduğum ve her sayfa çevirişimde önceki sayfa hakkında en az bir dakika düşündüğüm Od’da Yunus’u okumadım, yaşadım. Od’un bir vapurda, otobüs yolculuğunda ya da kalabalıklar ortasında değil de, sessiz bir odada derin tefekkürlere dalınarak okunması gerektiğine inanıyorum.

Romanda Yunus Emre’nin yanı sıra Mevlana, Barak Baba, Hacı Bektaş, Turakçın Baba, Temür Alp Ata ve Tapduk Emre’den de yani Anadolu’nun kendine has; sabır, aşk ve inanç ikliminin tohumlarını atanların hikayesi de aktarılıyor.Meşhur Molla Kasım ile başlıyor roman, hikaye bildiğimiz gibi. Molla Kasım, Yunus Emre’nin şiirleriyle kendi düşüncelerinin uyuşmadığını düşünüyor ve şiirleri suya atıyor fevri tavrının bir anlık verdiği etkiyle. Daha sonra yaptığının yanlış olduğunu anlıyor ve Yunus’un hayatını anlatıyor. Molla Kasım’ın ağzından Yunus’u dinlemeye başlıyoruz romanda.

Romanın en etkileyici bölümü şüphesiz Sitare.    Sitare;  Yunus’un candan içre cananı, yol arkadaşı, yol göstericisi. Yunus’un Sitare’ye duymuş olduğu aşk ve bu aşkın ilerideki dönüşümü romanda İskender Pala’nın eşsiz betimlemeleri ve tarifiyle “daha iyi bir şekilde anlatılamazdı” dedirtiyor okuyuculara.

Yunus erken yaşta yitiriyor Sitare’sini. Sonraları yöneldiği ilahi aşkın onda gizli olduğunu, bu yitirişin ise bir vesile olduğunu fark ediyor. Sitare’nin bir bakışında, bir dokunuşunda ve bir kelimesinde ilahi aşkın eşiğini görüyor.Ve şiir.. Yunus, ilahi aşka giden yoluna katık ediyor şiiri. Bir yazıyor, bin ölüyor. Bin ölüyor, bir yazıyor. Ve şöyle buyuruyor;

Biliyorum,

Biz bu ilden gider olduk,

Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun.

 

      

Taha Fatih Can / ŞEHİRKÜLTÜR.COM




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir