Şair Mustafa Polat ‘GÖK HEKİMİYDİ’

 

 

Erken yaşta hakka yürüyen şair Mustafa Polat ölümünün 30. yılı münasebetiyle ilk defa ESKADER’in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde yâd edildi. En yakın dostları ve ailesi,Polat’ın kısa hayatı hafızalardan silinmeyecek kadar iyi bir insan olduğunu dile getirdiler.

 

 Elif SÖNMEZIŞIK

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) her hafta Timaş Kitap Kahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nde bu hafta genç yaşta Hakk’a yürüyen şair yazar ve edebiyatçı Mustafa Polat anıldı. Ölümünün 30. yılında yâd edilen ve yakın çevresi tarafından müstesna bir kişilik olduğu vurgulanan Polat’ı programda anlatan kalabalık konuşmacı grubu ve onları dinleyen misafirler, duygulu anlar yaşadılar ve muhabbetle yâd ettiler. Birlikte aynı sofrada oturduğu, çalıştığı ve zamanının büyük bir kısmını birlikte geçirdiği yakın dostlarından Mehmet Ali Bulut, İlhan Öztin, Coşkun Çokyiğit, Cemil Ertonga, Şeref Oğuz, Latif Salihoğlu, Abdullah Eraçıkbaş, Muammer Erkul, Ali Hakkoymaz, Hanifi Kayan’ın yanı sıra annesi Türkân Polat hanımefendi ile kardeşi Nedim Polat, Mustafa Polat’ın benzersiz vasıflarını, bilinmeyen yönlerini anlattılar. Programda daha önce okuyucu ile buluşmamış şiirlerinin kitaplaşması ve kendisi için bir anma kitabı hazırlanması konusunda bir an önce adım atılması gerektiği vurgulandı.

 

ŞİİRLERİ KİTAPLAŞMALI

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren ve toplantıyı yöneten ESKADER Kurucu Başkanı, edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, Mustafa Polat’ın ardından güzel hâtıralar ve muhabbet bıraktığını ifade ederek, bu güne kadar böyle bir toplantının yapılmadığını, bundan sonra daha sık hatırlanması için örnek bir toplantı olmasını dilediğini belirtti. “Mustafa Polat’ı bundan sonra hiç unutmayacağımıza inanıyorum.” diyen Yardım, yakın tarihte Sefa Kaplan’ın okuyucu ile buluşacak olan Oğuz Atay kitabında Mustafa Polat’tan bahsettiğinin de vurgusunu yaptı. Bir dönem Mustafa Polat ile aynı evde yaşadıklarını kaydeden Mehmet Nuri Yardım, Polat’ın vefatının fakülte hocalarını da çok üzdüğünü belirterek, “Eminim ömrü vefa etseydi, şimdi bir üniversitede profesör olarak kendinden sonraki nesillere ve bizlere büyük faydaları dokunacaktı.” dedi.  Mevcut şiirlerinden bir kitap oluşturulması ve en kısa zamanda yayımlanması konusunda acele edilmesi gerektiğini söyleyen Yardım, yakın dostları olarak bir anma kitabı derlenmesi gerektiğinin de altını çizdi.

 

İlk sözü alan gazeteci yazar Mehmet Ali Bulut, Mustafa Polat’la kısa da olsa bir dönem ağabey kardeş kadar yakın olduklarını söyleyerek, geçirdikleri zaman dahilinde gülümseten hoş hâtıralarına yer vererek şunları söyledi:“Oturduğumuz ev bütün dostlara açık, tekke gibi evdi. O ev için sık sık söylediği bir cümle vardı: ‘Buraya gelen ermişler sapıtır, sapıtanlar erer.’ Bunu saplantılı ve sabit fikirli insanlardan pek haz etmediği için söylerdi. Hakiki bir şairdi. Gidişi ile müthiş bir acı yaşadım. Onunla öyle çok hâtıram vardır ki, yazdığım Derviş ve Zinha romanında onu ikinci kahraman yaptım. Bir gönül dostuydu.”

 

ÂŞIK, ŞAİR VE DOST

Gazeteci yazar İlhan Öztin, Mustafa Polat’ı çok sevdiğini dile getirerek İstanbul’a ilk geldiğinde kalacağı medresede gördüğü ilk günden itibaren yakın dostluklarının başladığını ifade etti. “Onunla ilk kucaklaşmamızda dostluğu meydana getiren o akış yaşanmıştı. Babamı erken yaşta kaybetmiş biri olarak Mustafa’yı kaybedişim ölümün acısı ile tanıştırdı beni.” diyen Öztin, bu kaybedişin acısını uzun süre üzerinden atamadığını belirtti. Gazeteci yazar Coşkun Çokyiğit, aynı evde kaldığı Mustafa Polat’ın vefatının nasıl gerçekleştiğini anlatarak, büyük bir şok yaşadığını ve bu şokun etkisinden uzun süre kurtulamadığını anlattı. “Gülümsemesini, arkadaşlığı, sevmeyi bilen bir insandı. Onunla ev arkadaşıydık. Ölümüyle yaşadığım travmayı üzerimden çok zor attım. Bir Ramazan günü vefat etmişti. Eve geldiğinde cenazesi ile karşılaşmıştım. O anı hiç unutamıyorum. Âşıktı, şairdi, dosttu. Ona bir şey anlattığınızda mutlaka rahatladığınızı hissederdiniz.” diyen Çokyiğit, en stresli olduğu zamanlarda edebiyat şiir üzerine yaptıkları sohbetlerle rahatladıklarını, bu sohbetlerin kendisine çok şey kazandırdığını ifade etti. Polat’ın kitaba düşkünlüğünden de bahseden Çokyiğit, “O yaşta ciddi bir kütüphaneye sahipti. O kütüphaneyi gördüğümde onun okumadaki ve fikri derinliğini anlamış, ona daha çok saygı duymuştum.” dedi.

 

“HİÇ ANILMAYACAĞINI SANIYORDUM”

Yine bir dönem Mustafa Polat ile ev arkadaşlığı yapmış olan Cemil Ertonga, gülümseten birçok hâtırasını naklettiği konuşmasında, Polat’ın ruhu büyük bir insan olduğunu kaydetti. “Ali Hakkoymaz ve Mustafa Polat ile 12 Eylül’ün ardından siyasî bakış açımda bir karmaşa yaşadığım bir dönemde aynı evde kalmaya başladım. Bu bir arkadaşlık bana çok şey öğretti. Onlardan yaşça küçüktüm ancak üçümüz de kitap âşığıydık. Bu yüzden çok defa parasız kalırdık.” diyen Ertonga, Mustafa Polat’ın herkese nüktedan bakan bir insan ve gerçek bir edebiyatçı olduğunu vurguladı. Sabah gazetesi yazarı Şeref Oğuz, Mustafa Polat ile Tercüman gazetesinde bir arada çalıştıklarını anlatarak “Kâğıtlarımın kenarına şiirler yazardı. Bende birçok fotoğrafı var. En kısa zamanda bunları derlemek ve yakın dostları ile paylaşmak istiyorum.” dedi. Anne ve babasının Eyüp Mezarlığı’nda Mustafa Polat’a komşu olduklarını söyleyen Oğuz, Eyüp’ten her geçişte üçünü aynı anda hatırladığını ifade etti. Mustafa Polat için böyle bir toplantı düzenlenmesi yönünde hiçbir umudu olmadığını belirten Şeref Oğuz, bu toplantı için mutlu olduğunu söyledi.

 

GÖK HEKİMİYDİ

Yeni Asya gazetesinden Latif Salihoğlu, Mustafa Polat’ın ilk gençlik arkadaşı olduğunu söyleyerek, tanışmalarını ve Malatya günlerini anlattı. Kendisi anarşiye meylederken Polat ile tanışmasının bu fikrini değiştirdiğini anlatan Salihoğlu, “Ensar ruhu ile benim gibi bir muhacire sahip çıkması çok anlamlıydı. Ona çok şey borçluyum.” dedi. Sonraki yıllarda İstanbul’a geldikten sonra da görüştüklerini kaydeden Latif Salihoğlu, gencecik yaşında Tercüman gazetesinde “Elveda Rumeli” başlıklı geniş yazı dizisini hazırlayabilecek ehliyette olmasının çok önemli olduğuna dikkat çekti. Yeni Asya yazarlarından Abdullah Eraçıkbaş, Mustafa Polat’ın genç yaşta vefat etmesine rağmen iz bıraktığını belirterek, “Adı ile benzerlik Taşıyan Mustafa Nezihi Polat da genç yaşta vefat etmişti. Bu yüzden kaderleri de benziyor. Eyüp Mezarlığı’nda da birbirlerine komşu olarak yatıyorlar. Ne zaman evine gitsem kitaplardan adım atacak yer bulamazdım. O bir gök ekindi.” dedi.

 

KİTAP ÂŞIĞI

Yazar ve çizer Muammer Erkul, genç yaşlardayken erken ölümün endişesini taşıdıklarını ve tam bunları düşünürken Mustafa Polat’ın vefatı ile büyük bir şaşkınlık ve yıkım yaşadığını anlattı. “Onun vefatını duyduğum anı bir daha yaşamak istemem. Büyük bir şoktu. Bütün arkadaşlar çok sarsıldık. Çok yakışıklı bir insandı. Çok zeki bakan insanın içini okuyan bakışları vardı. Nişanlısı Ayfer Hanım, onun ardından başka birini sevmedi ve kanser yüzünden vefat etti.” diyen Muammer Erkul, Mustafa Polat’ın bir Ramazan günü doğmuş ve ölmüş olmasının da enteresan bir kesişme olduğunu kaydetti. Şair ve yazar Ali Hakkoymaz, Mustafa Polat’ın nitelikli insanlarla birlikte olmayı yeğlediğini, yaşarken de övgüyü hak eden insanlardan olduğunu ifade etti. “Onun varlığı 30 yıldır, içimde bir çığlık, bir ağıt.” diyen Hakkoymaz, birlikte aynı evde yaşadıkları acı tatlı hâtıralara dair kaleme almış olduğu şiirini seslendirdi ve Mustafa Polat’ın felsefesinin kimseyi kırmamak olduğunun altını çizdi. Cağaloğlu’ndaki Kubbealtı Fotokopi’nin sahibi Hanifi Kayan, Mustafa Polat ile tanıştığı yıllarda Beyazıt Meydanı’nda eski kitap sergisi olduğunu ve Polat’ın bu sergiyi sık sık ziyaret eden bir kitap âşığı olduğunu vurguladı. “Yıllar boyu kitaplarla haşir neşir olduk. Onun öldüğüne hâlâ inanamıyorum.” diyen Kayan, hayatının unutulmaz insanlarından biri olduğunu kaydetti.

 

GÜZEL BİR HAYATA GÜZEL BİR ÖLÜM

Son konuşmacılardan Mustafa Polat’ın kardeşi Nedim Polat duygulu anlar yaşayarak konuşmakta oldukça zorlandı. Ağabeyi dershanelerde kaldığı için kendisiyle çok uzun yıllar bir arada olamadığını anlatan Nedim Polat, “Uzak şehirlerde olmamızdan dolayı ölüm haberini gazete ilanından öğrenmiştim. Benim için büyük bir yıkımdı.” dedi. Son sözü alan annesi Türkan Polat, Mustafa Polat’ın yaşadığı kısa hayatında İslâmî prensiplerden hiçbir şart içinde  taviz vermediğini, Mustafa’nın Hakk nazarında güzel bir yerde olduğuna inandığını belirtti. İstanbul’a ziyarete geldiği zamanlarda öğrencilik dönemlerinde kitaplara olan düşkünlüğünden yiyip içmesine dikkat etmediğine şahit olduğunu ve bunun kendisini üzdüğünü anlatan Türkan Polat, geriye çok güzel izler ve hâtıralar bırakmış olmasından dolayı mutlu olduğunu ve onu kaybettiği için hiçbir zaman kahırlanmadığını, tevekkülle sabır gösterdiğini ifade ederek “Böyle güzel hâtıralarını dinleyebildiğim bir toplantı düzenlediği için ESKADER’e teşekkürlerimi sunarım. Beni çok mutlu ettiniz.” dedi.

Büyük bir coşku, hüzün ve neşe içinde geçen ve iki saat boyunca dikkatle takip edilen program sonunda Mithat Damar Hoca, bir aşrı-ı şerif okudu ve hâtıra fotoğrafları çekildi.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir