“Kitap yerine tablet okunacak..”

Her saniye yeni ürünler ve yazılımların ortaya çıktığı bu dünyadan uzak kalmak ise tam anlamıyla bir kabus. Çünkü takibi bıraktığınız an kendinizi yabancılaşmış hissediyorsunuz. Ama teknoloji siteleri, bu eksikliği gidermek için harıl harıl çalışıyor. Dünyadaki en güncel, anlaşılır ve doğru bilgilere ulaşmak için yüzlerce alternatif arasından da iyi bir eleme yapmak gerek. Shiftdelete.net adlı teknoloji ve internet haberleri sitesi de birçok rakibi arasından sıyrılarak öne çıkanlardan. Şehir Kültür için teknoloji ve online yayıncılığın geleceği, hayatımızda önemli bir yere gelen akıllı telefonlar ve tabletler ile internetin tartışılmaz lideri Google’ı , shiftdelete.net’in Yayın Koordinatörü Hakkı Alkan ile konuştuk…

 VOLKAN GÜNHAN / ŞEHİR KÜLTÜR

Shiftdelete ismi nereden geliyor?

Aslında shift delete tehlikeli bir komut; mesela bir dosyayı shiftdelete

yaptığınızda onu bir daha geri getirmemek üzere siliyorsunuz.

İşte alan adımız buradan geliyor. Bu adı kullanmamızın amacı;

var olan basmakalıp düşünceleri değiştirmek; çünkü önceleri bu

tarz haberleri öğrenmek için ay sonunu beklerdiniz. Ancak bunun

böyle olmayacağını, okurun teknolojiden anında haberdar olmasını

istedik ve shiftdelete isminden yola çıktık.

 

 

YAKAYI ANLIK TAKİP

Bilişim geniş bir konu, sürekli yenilenen bir yapıya

sahip. Bu özelliğiyle teknolojik gelişmeleri hızlı bir

şekilde aktarmanız gerekiyor. Peki shiftdelete.net

okurunu nasıl haberdar ediyor? Bunun için nasıl bir

yol izliyor?

Teknoloji hızla gelişiyor ve bunları uzman kişilerle aktarmanız

gerekiyor. O nedenle bu gelişmeleri herkesten daha

detaylı bilmemiz lazım. Bunun için önceleri home ofiste

çalışıyorduk, daha sonra çalışan sayımız arttı ve kurumsallaştık.

Artan sayımız doğrultusunda site takibini nasıl

yapacağız diye düşünürken, gece ekibini kurmaya karar

verdik. Yani saat 18.00 olunca siteyi başka bir grup teslim

alıyor, çünkü teknolojik haberler iki yakada çıkıyor: Bir

Uzak Doğu, iki Amerika. Saat farkından dolayı haberler

gece yarısı geliyor. Bu bakımdan yeni haberler vermek için

gece uyanık olmak gerekiyor.

 

 

GOOGLE İNTERNETİ YÖNLEN DİRİYOR

Arama motorlarından bahsedersek, Google’ın içerik

olarak haberi en erken internet ortamına aktaranı, arama

sayfalarında ilk sıralarda göstermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Google kuşkusuz internet sektörünü, bununla beraber internet

yayıncılığını da yönlendiriyor. Google News adlı bir ürün

çıktı, burada bir anahtar kelime ile ilgili bir haber varsa, o haber

portalının haberi ilk sayfada, hatta en üstlerde çıkıyor. Bu

bakımdan değerlendirildiğinde internet sitelerinin bir zorunluluğu

var; belli bir gelir elde etmek zorundalar. Peki bu geliri

nasıl elde edecekler? Reklamdan. Reklamverenler içeriğe ve

en önemlisi istatistiki bilgilere göre reklam verirler. Yani, en

çok girilen internet sitelerine reklam vermek istiyor ki daha

çok insana ulaşsın ve satışını arttırsın. Haklı bir sebep ama

tek kriterin bu olmaması lazım; çünkü insanlar daha fazla istatistiğim

olsun diye bu uygulamayı istismar edebiliyor.

Tablet bilgisayarlar günümüzde yoğun olarak kullanılıyor.

Bu bakımdan piyasada kullanılan iki marka var:

Apple iPad ve Samsung Galaxy Tab. Siz bu rekabeti

nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hep iki markadan bahsediyoruz ama bazı deneyimli yöneticiler

bu iki markanın değil de tek bir markanın olduğunu söylüyorlar.

Dell markasının Yönetim Kurulu Başkanı Michael Dell

şöyle söylüyor: “Tablet pazarı diye bir şey yok iPad pazarı

diye bir şey var.” Rakamlara baktığımız zaman arada ciddi

bir fark mevcut. 30 milyondan fazla satan bir iPad var, diğer

bir tarafta ise diğer markalardan fazla satan bir Samsung var.

Bu rekabet biz gazetecilere de yansıdı. Mesela tablet için

yeni bir uygulama çıkartmak zorunda kaldık. Örneğin; SDN

Magazin adlı bir uygulamamız var. Bu uygulama bir dergi ve

tamamen tabletlere özel.

KİTAP YERİNE TABLET OKUNACAK

Peki, tablet bilgisayarların yaygınlaşması açısından

yeni projeler üretiliyor mu?

Tablet için önemli bir gelişme söz konusu: “Her öğrenciye bir

tablet bilgisayar” adlı bir proje başlatıldı adı Fatih Projesi. Bu

proje kapsamında kitaplar basılmayacak, tabletten okuna-

cak. Gerçekten büyük bir pazar, Apple bile bu konu hakkında

ciddi açıklamalar yaptı. Çünkü 14 milyon öğrenci var ve

bu da 14 milyon tablet ediyor. Durum böyle olunca herkesin

gözü bu projede oluyor. Keza biz yayıncılar da bu projeden

çok şey bekliyoruz.

 

ASIL REKABET YAKINDA

Bütün bu uygulamaları bize sunan iki yazılım sistemi

mevcut; Ios ve Android. Genel çerçevede değerlendirdiğinizde

nasıl bir tablo görüyorsunuz, sizce bu iki

yazılım sistemi arasında bir çekişme söz konusu mu?

Eğer bu iki sistemi karşılaştıracaksak üçüncü bir oyuncu

daha var aslında; Windows phone. Ios’un kapalı bir yapısı

var. Şimdi ben bir cep telefonu kullanıcısı olarak iPhone

kullanıyorsam uygulamayı Apple Store’dan yükleyebiliyorum.

Android kullanıcısıysam android marketten, internetten, hafıza

kartından ve özel marketlerden indirebiliyorum. Ancak bu

bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Çünkü hangi işletim

sisteminin önde olduğuna uygulamalar karar veriyor. Şimdi

uygulama geliştiriceleri için hangisi derseniz, Apple’da standart

bir ekran boyutu (iPhone 3g, 3gs, 4, 4s, iPad ) var.

Bu ekran boyutu değişmediği için bir uygulama hepsinde

çalışabiliyor; ama durum androidde öyle değil; 7, 8, 10, 11

inç gibi farklı ekran boyutları söz konusu. Bir uygulama yapıyorsanız

her ekran boyutuna göre uygun olmak zorunda,

durum böyle olunca uygulama geliştiriciler Apple’ı daha düzenli

buluyorlar. Fiyatlarının ucuz olması dolayısıyla, android

sayısı her geçen gün artıyor. Ancak ileriki günlerde sistemin

4.0 versiyonu ile beraber bir standardizasyona gitmeleri söz

konusu olacak. Asıl rekabet o zaman başlayacak.

 

YURT DIŞINA BAĞIMLILIK RAHATSIZ EDİCİ

Ülkemiz açısından baktığımızda teknolojik olarak bizi

ne gibi yenilikler bekliyor? Öngörüleriniz neler?

Öngörü konusundan bahsedersek genel anlamda beni

rahatsız eden yurt dışına olan bağımlılığımızdır. Yöneticilerimiz,

idarecilerimiz bu konuda birşeyler yapmak istiyor

ama nesil farkından dolayı birşey yapamıyorlar. Biz internet

yayıncılığı yapıyoruz ama nasıl yapıyoruz gelin bir de

bize sorun. Vergiler çok yüksek, sunucularımızın bir kısmını

yurt dışında barındırmamız gerekiyor; çünkü internet fiyatları

çok yüksek, bunun gibi fırsatlar olmadığından ve yeterli

düzeyde teşvik olmadığından maalesef yabancı kaynaklar

kullanmak zorundayız. Örneğin; facebook, google, gmail.

Bunlar Türkiye’den de çıkabilir. Diğer bir konu ise, yeterli

personelimizin olmaması. Yazılım uzmanı arıyoruz bulamıyoruz.

Bizimle aynı dili konuşacak grafiker arıyoruz bulamıyoruz.

Gelecekte bu sıkıntıları aşabilirsek, yerel markaları

globale taşıyabilirsek o zaman ülkemiz adına çok sevindirici gelişmeler olur.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir