İstanbul’un Alâmet-i Fârikaları

Unuttuğumuzu sandığımız zevkler, tatlar, nostalji rüzgârlarıyla esmeye devam ediyor…

ŞEHİRKÜLTÜR /ÖZEL HABER

Ali Muhiddin Hacı Bekir

İstanbul’un Alâmet-i Fârikaları…Bugün İstanbul’da asırları geride bırakan nadir markalar bulunuyor…Bazen farkına varmadan yanından geçtiğimiz, bazen de dükkândan içeri baktığımızda tebessüm ettiren bu markalar misafirlerini bir güzel ağırlıyor… Yıllardır değişmeyen lezzetleri, günümüze ulaştıran bu tarihi mağazaları sizin için araştırdık. Keşfimize takılan ve sizin de “ben bunu biliyorum” diyeceğiniz İstanbul’un nostaljik adresleri!

 

IMG_3281

 

Kavanozlara   dizilmiş,   rengârenk şekerler, kimin aklını başından almaz ki? Şekerleme, özellikle akide şekeri deyince akla hemen Eminönü’ndeki Hacı Bekir gelir. Osmanlı ve Türk şekercilik zanaatında menkıbeleşmiş Hacı Bekir ismi, günümüze şekercilik ekolü sem- bolü haline gelmiştir. Kastamonu’nun Araç  ilçesinden  İstanbul’a  gelerek,  1777’de  Bekir  Efendi  ta- rafından  Bahçekapı’da açılan  ve  lokum, akide gibi şekerlemelerin satıldığı küçük dükkânda başlayan serüven,  200  yıldan fazla  süredir  Karaköy, Galata,  Tepebaşı, Pangaltı, Çarşıkapı, Beyoğlu, Parmakkapı ve Kadıköy’deki şubelerde devam ediyor. 8.yüzyıl sonlarında Avrupa’da üretilen şe- ker, o günlerin ismiyle “kelle şekeri” olarak Türkiye’ye gelince Hacı Bekir, bu şekeri ha- vanlarda dövüp eritir ve gül, tarçın gibi tabii aroma ve boyalarla pişirip akide şekeri imal eder.

 

“TURKISH DELIGHT” OLARAK TANITTI

Bizzat kendi eliyle yaptığı imalat çalışmalarıyla Türk şekerleme ve lokum çeşit- lerini  geliştiren Hacı  Bekir,  19.  yüzyılda dükkândan aldığı lokumları ülkesine  gö- türen bir İngiliz turist ile Türk lokumunun Avrupa’da “Turkish Delight’” olarak tanınmasına da vesile olur. Böylece Türk lokumu uluslararası şekercilik literatürüne girdi.

 

 

Vefa’da bir bozacı…

Bilinen en eski Türk içeceklerinden biri boza. Darı, şeker ve su üçlüsünün meydana getirdiği bu altın sarısı ziyafetin faydaları dadüşünülürse, eskilerin zamanında bozayı neden ilaç niyetine tükettiklerini anlarız. İstanbul’da bu ilacı içmek isteyenler, bozadenince ilk akla gelen semt Vefa’da ve Tarihi Vefa Bozacısı’nda alırlar soluğu… Dillere destan mekânda, sizi ilk önce girişteki mermerin sayısız adımlardan kalan aşınmışlık merhabası karşılar.

sdc10262-e1262271583956

Bilinen en eski Türk içeceklerinden biri boza. Darı, şeker ve su üçlüsünün meydana getirdiği bu altın sarısı ziyafetin faydaları dadüşünülürse, eskilerin zamanında bozayı neden ilaç niyetine tükettiklerini anlarız. İstanbul’da bu ilacı içmek isteyenler, bozadenince ilk akla gelen semt Vefa’da ve Tarihi Vefa Bozacısı’nda alırlar soluğu… Dillere destan mekânda, sizi ilk önce girişteki mermerin sayısız adımlardan kalan aşınmışlık merhabası karşılar.

DÖRT KUŞAKTAN BERİ SÜREN TAT

Dükkânda bir diğer ayrıntı ise kısa boylu mermer küplerdir. Bu mermer küpler Vefa Bozacısı’nın alâmet-i fârikasıdır. Dört kuşaktır Vefa Bozası adıyla şöhretini sürdüren dükkânın serüveni Prizrenli Sadık Bey’le başlar… ‘93 Harbi olarak anılan Osmanlı-Rus Savaşı (1876) yüzünden Rumeli’den İstanbul’a gerçekleşen yoğun göç, bozacılık tarihinde bir dönüm noktası olur.

PRİZREN’DEN İSTANBUL’A

Savaştan hemen önce Karadağ’ın Prizren kasabasından İstanbul’a gelen Arnavut genci Sadık Bey, zamanın aristokrat ailelerinin oturduğu Vefa’ya yerleşir. Bu çok rağbet gören içeceğe son tadını veren Vefa Bozacısı, sonraki kuşakların mesleği teknolojik yeniliklerle sürdürmesiyle de bugünkü halini alır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün zaman zaman gelip boza içtiği, buram buram tarih kokan bu mekanda; Ata’nın özel bardağı da korunarak sergilenmektedir.

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir